boş

  • 1-) s.
    İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan

    Yaralı kaymakamla iki emir eri de boş kalan kompartımana rahatça yerleştiler. A. Gündüz    

  • 2-)
    İşsiz

    On gün boş mu gezdin? Ö. Seyfettin    

    Boş oturmak, aylak durmak insanı çabuk çökertir. H. Taner    

  • 3-) mcz.
    Bir işe yaramayan

    Yaşlı başlı insanlarız dedi. Birbirimizi boş tesellilerle aldatacak değiliz. R. N. Güntekin    

  • 4-) mcz.
    Bilgisiz

    Daha meselesiz, daha cahil, daha boş, daha yakışıklıydılar. Sait Faik Abasıyanık    

  • 5-)
    Görevlisi olmayan (iş, görev), münhal

    Boş kadro.

  • 6-)
    Yapılacak işi olmayan

    Bugün sabah boşum, gelebilirsin.

  • 7-) mcz.
    Verimsiz

    Karamsar olmamak için ne kadar çırpınsak boş. R. H. Karay    

  • 8-) mcz.
    Anlamsız

    Babam, kuvvetli bir darbe yemiş gibi şaşkın, boş gözlerle bakakaldı. O. Kemal    

 

sözcük listesine dön Listeye Dön add to favourites Favorilere Ekle send with email E-Posta İle Gönder report error Hata Bildir